| ●●●●●DÍŁēķ●●●●●'s profileTARİFSİZ TARİFLER HAYATI...PhotosBlogGuestbook | Help |
TARİFSİZ TARİFLER HAYATIMDAYKEN,TALİHSİZ AŞKLARIM TALİHİMİN TARİFİ...(tarifsiz tarifime..) |
|||||||||||||
|
April 24 gitme...Gitme sana muhtacım
Gözümde nursun başımda tacın muhtacım Beni öldür öyle git Yaşamak için senin sevgine muhtacım Muhtacım gözlerine Muhtacım sözlerine Uzattım ellerimi Muhtacım ellerine gitme Şimdi bomboş ellerim Seni çağırır yaşlı gözlerim Muhtacım Beni öldür öyle git Yaşamak için senin sevgine muhtacım Sensiz bir dünyadayım Gerçekten uzak bir rüyadayım muhtacım Beni sensiz dünyadan Sonsuz rüyadan uyandırda git muhtacım Muhtacım gözlerine Muhtacım sözlerine Ruhumu ıstacak Sımsıcak nefesine gitme Gitme sana muhtacım Gözümde nursun başımda tacın muhtacım Beni öldür öyle git Yaşamak için senin sevgine muhtacım son söz6 Aralik 1933, BURSA…
Cumbali evlerin siralandigi, Tophane Mahallesi Ortapazar Caddesi’ndeki 30 Numarali evde dogmus yillar sonra Türk Sanat Müzigi’nde Türkiye’nin bir numarasi olacak ZEKI MÜREN... “ 1939 Ilkokul Yillari “ 6 yasinda Orhan Gazi Ilkokulu, Nazire Ögretmenin ögrencisi. Her yaz gelen Çadir Tiyatrosu onun sahne ile ilk tanistigi yerdir. Söylenen sarkilarin hepsini ilgiyle ezberler. “1944 Ortaokul Yillari… Ortaokul bittigi zaman Istanbul’a gitmek için içinde dayanilmaz bir arzu vardi.Dinlemek istedigi sanatçilar,müzik dersleri alabilecegi okullar istedigi hersey Istanbul’daydi. Babasi ona destek verdi. “Akademi 1950: Renkli Yillar… Bogaziçi Lisesi Zeki Müren’i Türkiye’ye kazandirmisti. Bu arada Güzel Sanatlar Akademisi’ne sinavla girdi Yesilköy’de bir stüdyoda doldurulan ilk plak “Bir Muhabbet Kusu” bir anda yok satti. “Altin Plak “ ödülünü ise 1955’de doldurdugu “Manolya” adli plagi ile alacakti. Ilk film Cahide Sonku ile basrolü oynadigi müzikal “Beklenen Sarki” adina uygun bir basari elde etti. Ardi ardina 18 film çevirdi. Her biri büyük basari elde etti Siir, sarki, desen derken Zeki Müren adeta güzel sanatlarin her dalinda basarili olabilecegini kanitliyordu. Filmlerde hem oynuyor, hem söylüyor hem müzik yönetmenligini yapiyor hem de kendi dublajini kendi yapiyordu. Sira sahneye gelmisti.. “1955 Sahne… Sahnelere 1954 yilinda “ Evet “ dediginde yetenekleriyle farkli oldugu kadar görüntüsüyle de farkli olmaliydi. Akademi Dekoratif Sanatlar Bölümünü’nde okumus olmasinin da etkisiyle hem sazlar hem sahne düzenini degistirdi .ilerde sahnelerde yaratacagi büyük devrimin de göstergesi olmustu. Ardindan kendi giysilerini ele aldi. Kendi modasini kendi yaratiyordu. Sahne… Yeniliklerden biri de o güne kadar düz olan sahne “T” seklinde bir podyuma dönüstürülmüstü. Böylece Zeki Müren gazinonun her yerinden görülebiliyordu. Konusma tarzi, hitap tarzi da adeta bir devrimdi. Mükemmel Türkçesiyle izleyiciyle kurdugu bu diyalogu hiçbir sahne sanatçisi böylesine basariyla kuramamisti Sahne… Yillar hizla geçiyor, Plak, kaset dolduruyor, sahneye çikiyor, film çeviriyor, desen çiziyor, siir yaziyor, durmaksizin üretiyordu. Iste bu yillarda Siraselviler’de Arena Tiyatrosu’nda sahnelenelecek “Çay ve Sempati” de Cüneyt Gökçer’in yönetecegi oyunda bir kolej ögrencisini canlandirackti. Rol arkadaslari Altan Karindas ve Asuman Korad’di. Tiyatro da oynamasi da olay oldu. Oyun aylarca kapali gilse oynadi. 1969 … Aspendos Konseri Antalya’daki antik tiyatro Aspendos’taki konser günü Antalya bosalmisti adeta.Aspendos’un içinde ve disinda binlerce kisi bu müzik ziyafetini dinliyordu Konser bittiginde Aspendos ayaktaydi.Alkislarin ardi arkasi gelmiyordu. Tarihe yazilan bir konser olmustu. Saglik sorunlari… Zeki Müren’in seksenli yillarda saglik egrisi hizla asagilara düsüyordu Bodrum’daki inziva da onu basinin bir numarali malzemesi olmaktan alikoyamiyordu.Bu haberlerin çogu gerçegi yansitmiyordu ama o bunlarin hiç birini “yalanlamiyor”,basindaki gerçek dostlari araciligiyla isin dogrusunu yansitmaya çalisiyordu. 1996 yilinda TRT’ye açti kapilarini,yasamini anlatti ince … Tarih 24 Eylül 1996’ TRT Izmir stüdyolarinda “Batmayan Günes” adli Zeki Müren Belgeseli’nin çekimleri ve bir ödül töreni vardi.. TRT Genel Müdür Yardimcisi Altan Kiyal sanatçiya Türk musikisine yaptigi hizmetlerden dolayi tesekkür etti.Sanatçi 1951 yilinda Ankara Radyosu’nda ilk sarkisini söyledigi mikrofonu, ödülü aldi ve son gücünü kullanarak su birkaç cümleyi söyleyebildi: “Böyle bir sürprizi beklemiyordum.Hayatimin en büyük anisi.'' Bunlar son sözleri oldu… Zeki Müren’in bestelerinden bazilari: Bir Yaz Yagmuru Gibi Geçiverdi Askimiz,Yoksun Bu Gece,Yine Zehroldu Sarabim,Manolyam,Yaprak Dökümü,Beklenen Sarki,Bir Tatli Yalan,Bir Demet Yasemen,Yasamak Zevki Verir Ruhuma Sonsuz Kaderim,Sögüt Dalindan Incesin,Bir Tatli Tebessümün Bin Vuslata Bedeldir,Bir Gönül Hikayesi Anlatirdi Gözlerin,Gurbet Yolu Hasret Dolu,Hayat Bazen Tatlidir,Berdus,Altin Kafes,Simdi Uzaklardasin...
[d] [i] [l] [e] [k] March 10 bir çift sözBir mektuba gene gece vakti cevap veriyorum. Eylül ayındayız. Rüzgar, evimin camlarına ipince bir yağmur savuruyor. Mektup dört sayfa ve bir hatıra defterinden koparılmış. Bilmem ki siz de hatıra defteri tutuyor musunuz? Ben, her anımı bir defterin sayfalarına yazmışımdır. O defterler nerede, bilmem… Bana gelen mektup hatıra defterinden dört sayfa diyorum. Çünkü, her sayfa diyorum. Çünkü, her sayfa ayrı ayrı çiçeklerin motiflerini taşıyor..."
KARŞILIKSIZ AŞK
Genç kızlar böyledir zaten…. her şeyin ince ve hassas tarafını buluverirler. Ve insanı, kalbinden yakarlar…. Bu mektubu okurken de bir elim kalbimin üstündeydi, inanınız! “Zeki ağabey” diyor, mektubunda Handan…Yaşını bilmiyorum, ama bu kızın ismi mektubun altındaki imzasına bakılırsa Handan!
Ve bu gülü kokluyorum…. “Zeki ağabey! Dedikodu mecmuasında çıkan yazılarınızı sektirmeden takip ediyorum. Bilhassa beşinci sayısında size mektup yazan o felçli kızın dayanılmaz hayatını okudum. Ve emin olun sizden daha çok üzüldüm ve saatlerce ağladım…. Ben sakat değilim… Fakat aşkta talihim yok… Oysa çirkin de sayılmam….Gelgelelim talihsizim…. Hayatta üç defa sevdim… Bakın, anlatayım size: “Birincisi karşılıksız aşktı. Yani onun haberi bile yoktu. Kendisine belli etmeden onu tam beş yıl sevdim….Dile kolay değil mi? Derken günün birinde o başka yere gitti. Bir yeşil gözleri kaldı hafızamda ve büyülü bakışları…. İkinci aşkım karşılıksız değildi ve birbirimizi sevdik…. Bu macera dört yıl devam etti… Ama son günlerde onsan soğuyuverdim…. Nedendir anlayamadım…Birdenbire tiksindim işte…. Üçüncüsünün hikayesine gelince, bu da karşılıksız bir aşktı. Onun haberi vardı, fakat, nedense beni sevemedi. Hatta bir kız yüzünden benim bir sırrımı ortaya çıkardı. Onu çıldırasıya seviyordum, oysa. Sonra anlıyorum ki ondan başkasını sevemeyeceğim. Bu son günlerde kendimi onun tesirinden kurtarmaya çalışıyorum. İşte bu yüzden erkeklere itimadım kalmadı. İlk aşkımı ne o bildi, ne başkası… İkincisini o bildi, fakat son zamanlarda her ikimiz birbirimizi unuttuk, üçüncüsü malum. Halbuki ben beni hakikaten seven ve sevgisinden emin olduğum birisini sevmek istiyorum. Çok içliyim. En ufak bir şeyden müteessir oluyorum, kırılıyorum. Çok ince ruhluyum. Söyleyin Zeki Ağabey ne yapayım? Beni sevmeyen ve benim sırlarımı bir kız yüzünden meydana çıkaran bu çocuğu nasıl seveyim? Ve ben istiyorum ki ebediyen seveyim. Sizin ince ruhunuzdan süzülen tatlı sözlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum… Saygılarımla… “Handan” Sonra bu sayfalardan başımı kaldırıyorum. Yıldızlara bakıyorum. Ay’a! Semalardan Antein Bret’ in sesi geliyor kulağıma: - Aşkın ilk ahı, zekanın son ahı’ dır! Siz temiz kalpli okuyucum ilk ve son ahı birden çekmişsiniz…. Aşk insanın kaderini örer ve insan ancak, sevebildikçe insandır… Niçin yaşıyoruz? Hep birini sevebilmek için… Ama bu ara hatalarımız çok oluyor. Orhan Veli’nin şu mısralarını bilir misiniz;? Ölünce kirlerimizden temizlenir, Ölünce biz de iyi adam oluruz, Şöhretmiş kadınmış, para hırsıymış, Hepsini unuturuz! Mademki insanız, seveceğiz, sevilmeyeceğiz, itirazlarımız olacak ve kaderimizi yaşayacağız. Bütün bunlara rind bir eda ile gülebiliyor musunuz? Size ne mutlu! Kısaca, aldırmayın ve bir başkasını sevmeye bakın… Mademki sevmek istiyorsunuz… Yeryüzünde sevilecek insan mı yok? March 07 biyografi
ZEKİ MÜREN MÜZESİ Bodrumda hayatinin son yıllarının geçiren büyük sanatçı Zeki Müren'in evi 2000 yılında müze olarak halka acildi. Bahçesinde sanatçının dev bir heykeli bulunan bu müze evde, Zeki Müren'in sahne kostümlerini, çizdiği desenleri, hayranlarından gelen mektupları, aldığı ödülleri ve özel eşyaları sergileniyor. 1931 yılı 6 Aralık tarihinde Bursa'da doğan Zeki Müren, ilkokul ve ortaokul tahsilini Bursa'da, liseyi ise İstanbul’da yatılı olarak devam ettiği Boğaziçi Lisesi'nde aldı. Lise yıllarında ilk bestesi "Zehretme bana hayatı cananım" şarkısını besteledi. İlk bestesi İstanbul Radyosunda okunduğunda 17 yasında idi. Donemin Şerif İçli, Refik Fersan, Agapos Alyanak, Kirkor Efendi gibi büyük müzik ustalarından ders alan Zeki Müren eğitimin, bilginin önemini bilen bir sanatçı idi. İstanbul Radyosu'nun sınavına giren Zeki Müren 186 aday arasında birinci oldu. Ama onun hayatini değiştiren olay, 1 ocak 1951 günü oldu. Ani bir telefon onu radyo evine aniden hastalanıp gelemeyen Perihan Altındağ Sozeri'nin yerine konser vermek için çağırıyordu. Bu 45 dakikalık konser Zeki Müren'in hayatinin dönüm noktası oldu. Radyo evinin telefonları bu muhteşem sesin sahibini öğrenmeye çalışan insanların telefonları ile daha sonrada konserin tekrarını isteyen telefonlarla kilitlendi. Onun hayatında başka bir önemli hadise sinemanın ilahesi Cahide Sonku ile çevirdiği ve gişe rekorları kiran "Beklenen Şarki" filmi idi. Zeki Müren'in 10 kadar bestesinin yer aldığı filimden sonra Zeki Müren, 17 tane daha filim çevirecek ve dönemin astronomik rakamlarını ücret olarak alacaktı. 1955 yılı Mayıs Ayında Dolmabahçe Küçük çiftlik parkında sahneye çıkan Zeki Müren, yıllarca zirvede kalacaktı. Ayni yıl Manolyam şarkisi ile Türkiye’de ilk defa verilen altın plak ödülünü alacaktı. Dönemin en ünlü gazinoları onunla çalışmak için tartışacak hatta gazinolar arasında savaşlar başlayacaktı. Şarki söylediği gazinoları Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, bakanlar onurlandıracaktı. 1970’li yıllarda sağlığı bozulmaya başlayan Zeki Müren safra kesesi, böbrek, seker, yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği ile boğuşmaya başladı. İlk kalp krizini 1980 de Kuşadası'nda, ikincisinin 1983’te Paris’te yasadı. 1980 de satın aldığı Bodrum evinde 1992 inzivaya çekildi. Günde 30 kadar ilaç alan Zeki Müren herkesten uzaklaştı. 1984 yılında uzun bir aradan sonra Bodrum kalesinde bir konser verdi. Bir bucuk saat süren Bodrum konserinin bütün parası Bodrum antik tiyatronun restorasyonun için kullanıldı. Zeki Muren, 24 Eylül 1966 yılında İzmir Radyosu'nda bir program çekiminde kalbine yenik düşerek aramızdan ayrıldı. Son yıllarını geçirdiği Bodrumu ve insanlarını çok sevdi. Bardakçı koyu Zeki Müren Koyu olarak anıldı. Yalıkavak tepelerindeki yel değirmenleri yakınında gömülmek istediğini söylerdi. Evini olduğu Caddeye ismi verildi.
|
|||||||||||||
|
Oradan bakınca ne görebiliyorsun Bende ?
İçimi? Dışımı? Karakterimi? Kişiliğimi? Düşüncelerimi? Hislerimi? Sevgimi? Nefretimi? Değerimi? Değerini? Kendini? Başkasını? Diğerini? Şeklimi? Şemalimi? Rengimi? Tenimi? Hayalimi? Alışkanlığımı? Aşk? Görmediğin hiçbirşeyin peşine düşme, UzAk DuR BeNDeNN..!! ![]()
|
|||||||||||||
|
|